Ben Eda, 30. Onur 32. Alt kat komşum. Su borusu patladı; o geldi. Havlu, kova, sonra… rıza. 21+.
Salon ıslaktı. Onur vanayı kapattı. Ben çay koydum. Saçlarım sırılsıklamdı, tişörtüm yapışmıştı.
Onur bana döndü. Sesı netti, yargı yoktu.
“Eda… yardım bitti. Kalırsam… seni istiyorum diyebilirim. İstemezsen çayı içer çıkarım.”
İç sesim: Islak tişört. Islak zemin. Islak niyet.
“İstiyorum,” dedim. “Ama kurallar net: dur dersem dur. Kondom şart. Yarın kapı komşusu olarak kalırız. Baskı yok.”
“Anlaştık,” dedi Onur.
Kapıyı kapattım. Havlu omzuma düştü.
Öptük — temkinli değil, aç. Dil dil. Ellerim teninde, onun elleri belimde. Tişörtü çıkarmama yardım etti; öpüştük.
“Siktiğimin su baskınında…” diye mırıldandım.
“Susma. Duyayım.”
Elini şortumun içine soktu. Zaten ıslaktım.
“Islakmışsın.”
“Sırf senden. Yardımdan değil.”
Parmakları amıma girdi, klitorisime değdi. Belim kıvrıldı.
“Parmağını böyle tut… siktir. Daha derin.”
Ellerim saçında, onun dili altımda. Zaman duygum bozuldu; bir dakika mı geçti, on mu, bilmiyorum. Sadece ıslaklık, ısı, ve “dur” deme özgürlüğüm vardı — demedim, çünkü istiyordum.
“Biraz daha yukarı… evet… orası.”
“Böyle mi?”
“Böyle. Siktir, böyle.”
İkinci parmak girince inledim. Üçüncü için başımı salladım; girdi, doldurdu. Dil klitoriste kalınca bacaklarım omuzlarında titredi.

Havlu üstünde
Sütyensizdim. Onur memelerimi avuçladı.
“Meme uçlarını emebilir miyim?”
“Em. Sert em. Nazik edebiyat istemiyorum.”
Ağzı mememe yapıştı, ısırdı, diğerine geçti. Ben pantolonunu açtım; siki fırladı — kalın, damarlı, ucu kaygan. Avucuma aldım, sıvazladım. Sonra diz çöküp ağzıma aldım.
Tadı tuzlu-sıcak. Dilimi damarına gezdirdim, başını emdim, boğazım daralınca geri çekildim, salya ip gibi. Taşaklarını yokladım.
“Amına koyayım ne güzel yalıyorsun,” dedi.
Bir elimi kendi klitorisime götürdüm. Islak ayak izleri salonda; umrumuzda değildi.
“Şimdi sen,” dedim. “Amımı ye.”
Havluya uzandım. Külotumu sıyırdı, dilini yarığıma gezdirdi, klitorisimi emdi. İki parmak soktu, kıvırdı.
“Daire… evet… amımı ye Onur.”
Kondomun sesi — paket yırtılması — ikimizi de gülümsetti. Gerçeklik kontrolü gibiydi: bu bir fantezi filmi değil, iki yetişkinin seçimi.
“Bol kaygan,” dedim.
“Sürdüm. Söyle, yavaş mı?”
“İlk santim yavaş. Sonra bırak.”
Girdiğinde nefesim kesildi, sonra buldum. Kalçalarımla karşılık verdim. Her vuruşta meme uçlarım sürttü; o birini ağzına aldı, emerken sikmeye devam etti.
Neredeyse boşalıyordum.
“Dur.”
Durdu.
“Kondom?”
“Eczane poşetinde, dedi — yeni almış.”
Taktı.
“Hazır mısın?”
“Hazırım. Yavaş gir. Sonra sik.”
Girdi. Dolu. Nefesimi buldum, kalçamı ilerlettim.
“Bekle… tamam… sik. Daha sert.”
Havlunun üstünde sertleştik.
“Komşunu sik. Evi ıslak, ben ıslak.”
“İkimiz de ıslaktık.”
Pozisyon değiştirdik. Bu sefer yan yattık; bacağımı kaldırdı, arkadan girdi, eli önden klitorisimde. Daha derin, daha kontrolü bende. Tempo ortaklaştı — ne o tek taraflı hızlı gitti, ne ben sadece aldım.
“Söyle,” dedi. “Nasıl?”
“Böyle. Biraz daha… evet. Amımı doldur. Sik.”
“Sikiyorum.”
Öpüştük. İnlemekten dilimiz birbirine çarptı. Orgazm yaklaşınca göz göze kaldık; kaçmadık.
“Boşalacağım.”
“Gel. Ben de… Eda…”
Geldik. Amımı kasarak sıktım; Onur inledi. Ter, nefes, damlayan musluk.
İç sesim: Tamirci yarın gelecek. Bu gece biz geldik.
Duşta ısınarak
“Bir tur daha ister misin? İstemezsen giyiniriz.”
“İsterim. Sen nasıl istersen.”
“Duşta ısınırken. Yeni kondom. Bol kaygan.”
Kaygan, kondom. Su sıcakken girdi. Sordu.
“Tamam mı?”
“Tamam. Sik. Sert.”
Sikti. Kaygan ten.
“Daha hızlı… amımı sik Onur… daha sıkı tut Eda”
“Tutuyorum.”
İkinci orgazm daha sert geldi. Dizlerim titredi; Onur belimi tuttu, o da boşaldı.
Sonra durduk. Su içtik. Ellerimiz hâlâ birbirindeydi ama acele yoktu. Konuşmak da azdırıcıydı — çünkü utanmadan konuşuyorduk.
“En çok neyi sevdin?” diye sordum.
“Senin ‘dur’ demeye cesaretin ve dememen,” dedi. “Ve amını yemek.”
Güldüm.
“Ben de senin sikini yalamayı. Ve içeri girerken sormanı.”
Yeniden öpüştük. Bu sefer yumuşak. Sonra yine sertleşti — çünkü bedenlerimiz bitmemişti.
Sonra
Su içtik. Konuştuk.
“Su hasarı ayrı, bu ayrı” dedim.
“Ayrı. Temiz.”
Eller yine birbirindeydi. Bu sefer yavaş: yüz yüze, küçük hareketler, ortak tempo. Klitorisimi birlikte okşadık. Orgazm dalga dalga geldi; Onur peşimden geldi.
“Organizma da aktı — güldük”
“Kötü şaka ama iyi gece.”
Onur evine indi. Ben yerleri sildim — yarım yamalak.
“Yarın vanayı kontrol ederiz” dedim.
“Kontrol ederiz. Birbirimizi de — istersek.”
Islak çoraplarımı çıkardım. Gülümsedim.
İç sesim: Su baskını bahaneydi. Rıza asıl konuydu.
Biraz daha, çünkü bitmemiştik
Su içtik. Konuştuk. Ellerimiz yine birbirindeydi — acele yok, kaçış yok. Öpücük yumuşak başladı, dil dil oldu. Ten teni buldu.
“Bir tur daha ister misin? İstemezsen gerçekten giyiniriz. Baskı yok.”
“İsterim. Yavaş. Hissetmek istiyorum.”
“Yavaş.”
Yeni kondom. Bol kaygan. Yüz yüze uzandık. Girdi, bekledi, küçük hareketlerle ilerledi. Klitorisimi birlikte okşadık; tempo ortaklaştı. Her nefeste “iyi misin?” — “iyiyim” — “devam” döngüsü vardı. Bu döngü azdırıcıydı, çünkü güvende hissettiriyordu.
“Böyle… evet… biraz daha derin… tamam.”
“Söyle yeterse.”
“Yeter değil. Devam. Sik.”
Sürtünme, ısı, ıslak ses. Orgazm bu sefer dalga dalga geldi; peşinden onun iniltisi. Bir süre kıpırdamadan kaldık. Terimiz soğudu. Gülümsedik.
Sonra gerçekten toparlandık. Çarşaf, yerdeki kumaşlar, açık su şişesi. Kapıya doğru yürürken bir kez daha öpüştük — kısa, net, teşekkür gibi.
“Bu geceyi abartmadan anlatırım,” dedim kendi kendime. “Çünkü zaten yeterince iyiydi.”
Dışarıda hava vardı: gece, sabah, yağmur, rüzgâr — fark etmez. İçeride kalan şey rızaydı. Ve tok bir beden.