Taha o gün maç izleyeceğim diye tutturmuştu. Ben de “kuzenin gelsin, ben de çıkarım” demiştim, çıkmadım. Melih dokuzda geldi, kucağında bira, suratında o pis gülümseme. Selam verirken gözü askılığın altındaki mememe kaydı, kaydı, kaldı. Taha görmedi. Ben gördüm. Kanepede ikisi bağırdı, ben yerde bağdaş kurdum. Melih ayağını uzattı, baldırına sürttü. Çekmedim. Bir saat sonra Taha’nın kafası göğsüne düştü, horlama başladı. Melih sesini kısmadı. “Sevgilin dayanamadı,” dedi. “Sen dayanıyor musun?” “Dayanıyorum,” dedim. Yalandı. Külotum çoktan yapışıktı. Taha’yı uyandırmadan yatak odasına yürüdüm. Kapıyı aralık bıraktım. Aynanın karşısında askılığı indirdim, kendi kendime baktım. Melih kapıya yaslanmıştı. “Görmeden gideyim diyorsun,” dedi. “Gördüm.” “Gir de gör,” dedim. Kendi ağzım söyledi. Pişman olmadım. Kapıyı ittirdi, kilitlemedi. Arkama geçti, mememi avuçladı, ucumu parmaklarının arasına aldı, büktü. Diğer eli külotun içine girdi, amımı buldu, iki parmağını soktu, kıvırdı. Aynada izledim. Şortlu herifin parmağı amımdaydı, sevgilim salonda sızmıştı. “Islakmışsın Ayça. Taha bunu bilmiyor mu?” “Bilmiyor. Sen bil. Yarağını çıkar.” Çıkardı. Aynada gördüm, taş gibi, damarlı. Beni yatağın kenarına eğdi, külotu dizime indirdi, götümü kendine çekti. Ucu amıma sürttü. “Arka üstü değil,” dedim. “Üstüne binicem. Yüzünü göreyim.” İttim, yatağa düştü. Üstüne çıktım, yarağını elimle amıma dayadım, oturdum. Köküne kadar aldım. Nefesim kesildi, içim gerildi, alışana kadar kıpırdamadım. Sonra kendim kalktım, kendim gömdüm. Zıpladım. Memem yüzüne çarpıyordu, o emdi, götümü avuçlayıp aşağı bastırdı. “İşte böyle,” dedim dişimin arasından. “Taha altında yatıyor, ben üstünde sikiyorum. Kökle sen de, boş durma.” Belini kaldırdı, alttan vurdu. Her vuruşta amım şapladı. Saçımı çekti, boynumu ısırdı. Boşaldım üstünde, amım yarağını sıktı, inledim, sesi yorgana gömdüm. Yetmedi. İndi, beni yan çevirdi, bir bacağımı omzuna aldı, yanından kökledi. Bu açı düğmeme sürtüyordu, eli de oradaydı, eziyordu. Çatır çatır. “Daha,” dedim. “Acıma. Amımı dağıt.” Dağıttı. Kafasına kadar çıkarıp geri gömüyordu. İkinci kez boşaldım, tırnağım koluna geçti. “İçime,” dedim. “Dölünü akıt, çekme.” Son hamlede dibe kadar soktu, kaldı. Sıcaklık fışkırdı, amım doldu, taştı, yatağa sızdı. Çıkınca şap diye ses geldi. Aynada amım açık, dölü bacağımdan akıyordu. Melih kalktı, birasını kapıdan aldı, salonun yolunu tuttu. Taha hâlâ horluyordu. Ben yatakta kaldım, sevgilimin yorganında, kuzeninin dölü içimde. Sabah Taha “iyi uyudun mu” diye sordu. “Uyudum,” dedim. Yalanın altı hâlâ ıslaktı.
Sevgilimin Kuzeni Fena Azgın Çıktı