Ben Elif, 32 yaşındayım. Deniz 28. Aynı ekipteyiz.
Bu geceyi “edebi” yazmayacağım; olduğu gibi anlatacağım. İkimiz de 21’in çok üstündeyiz, kimseyi kandırmadık, “dur” deyince durduk.
Saat dokuzu geçmişti. Kat boş. Klima uğulduyor.
Yarın müşteri sunumu var, pivot tablolar gözümde dans ediyor. Deniz iki kahve getirip yanıma oturdu. Kolu koluma değdi.
“Üzgünüm,” dedi.
“Rahatsız etmiyorsun,” dedim. Sesim garip çıktı.
“Tam tersi.”
Bir süre baktık birbirimize. Sonra net konuştuk.
“Hiçbir şey yapmak zorunda değilsin,” dedi Deniz. “Kahveyi bitiririz, sunumu kaydederiz. Ama istersen… başka bir şey de olabilir. İstemezsen çıkarım. Baskı yok.”
“İstiyorum,” dedim.
“Ama kapıyı kilitle. Dur dersem dur. Yarın yine aynı ekibiz, mail’de flört yok.”
Deniz yutkundu, sonra gülümsedi.
“Anlaştık.”
Kapı tıklandı.
O ses hâlâ tüylerimi diken diken ediyor.
Öptü beni — temkinli değil, aç. Dilini ağzıma soktu, ben yakasını sıktım. Pantolonunun üzerinden sikinin sertliğini hissettim.
“Siktiğimin ofisinde…” diye mırıldandım.
“Susma,” dedi Deniz.
Elini eteğimin altına soktu. Külotum ıslaktı zaten.
“Islakmışsın.”
“Senin yüzünden. Üç aydır.”
Parmakları amıma girdi, klitorisime değdi. Belim kıvrıldı.
“Parmağını böyle tut… siktir.”

Halıda, kilitli kapının ardında
Yere indik. Ceketimi serdim. Bluzumu açtım, sütyenimi indirdim.
“Meme uçlarını emebilir miyim?”
“Em. Sert em. Nazik edebiyat istemiyorum.”
Ağzı mememe yapıştı, ısırdı, diğerine geçti. Kemer sesi koridorda patlayacak sandım; güldük.
Boxer’ını indirdim, siki fırladı — kalın, damarlı, ucu kaygan. Avucuma aldım, kökünden uca sıvazladım. Sonra diz çöküp ağzıma aldım.
Tadı tuzlu-sıcak. Dilimi damarına gezdirdim, başını emdim, boğazım daralınca geri çekildim, salya ip gibi.
“Amına koyayım ne güzel yalıyorsun,” dedi.
Taşaklarını yokladım, sonra yine sikine döndüm. Bir elimi eteğimin altına götürüp kendi klitorisimi okşadım. Ofiste bu seslerin duyulması… daha da azdırıyordu.
“Şimdi sen,” dedim, sırtüstü uzanıp bacaklarımı açtım.
“Amımı ye.”
Külotumu sıyırdı, dilini yarığıma gezdirdi, klitorisimi emdi. İki parmak soktu, kıvırdı.
“Daire… evet… amımı ye Deniz.”
Neredeyse boşalıyordum.
“Dur.”
Hemen durdu.
“İçeri gel. Prezervatif. Şimdi sik beni.”
Cüzdanından çıkardı.
“Umuyordum, dayatmıyordum.”
“İyi ki. Tak.”
Birlikte taktık. Amımı açtım.
“Sok.”
Yavaş girdi; doldurulma hissi karnıma vurdu.
“Önce yavaş. Amım seni alsın.”
Sonra:
“Daha hızlı.”
Bacaklarımı beline doladım.
“Sik beni… ofiste… daha derin.”
Pis konuşmak utanılacak bir şey değildi; amımı daha da ıslatıyordu.
“Amın çok sıcak,” diye nefes nefese.
“O zaman daha sert. Dur dersem durursun — demiyorum.”
Bir elimi klitorisime götürdüm.
“Gelmek üzereyim.”
“Ben de… birlikte mi?”
“Evet… boşal… prezervatife… sikerek.”
Orgazm kasıklarımdan fırladı; amım sikini kasarak sıktı. Deniz peşinden geldi, alnını omzuma gömdü.
“Elif…” diye nefesi kırıldı.
Bir süre öyle kaldık. Terli, aptal aptal gülümseyen. Prezervatifi attık, ıslak mendille sildik.
“Sunum hâlâ kaydedilmedi,” dedim.
“Bitirelim. Sonra bu geceyi konuşuruz — istemezsen konuşmayız.”
“İsterim. Ama yarın ofiste yine ekibiz.”
Ertesi sabah sunum geçti. Kimse bir şey bilmiyordu. Öğle mesajı:
“İyi misin? Sınırlar hâlâ geçerli.”
“İyiyim. Cuma ofis dışında. Belki bu sefer yatakta.”
“Mekân senin. Prezervatif bende.”
Cuma restoranda yine net konuştuk: devam mı, bir kerelik mi.
“Devam. Ama her seferinde sor.”
Evime gittik. Kapı kilitlenince pantolonunu indirdim, sikini yeniden ağzıma aldım — daha rahat, daha açgözlü.
“Bugün amımı arkadan sik. Ama önce yala.”
Yatağa yatırdı, bacaklarımı omuzlarına aldı, uzun uzun yaladı. İlk orgazmımı dilinde geldim. Sonra dört ayak oldum; arkadan girdi, belimi kavradı, önden klitorisime bastı. İkinci daha gürültülüydü. Deniz boşalırken ismimi söyledi.
Pazartesi yan masalardaydık — profesyonel. Ama her adımda ofis halısını hatırlıyorum: dilini amımda, sikini içimde.
Akşam mesaj:
“Bu hafta yine mi?”
“Belki. Önce arşiv. Sonra am.”
İşte bu kadar. 32 yaşındayım. 28 yaşında meslektaşımla rızayla sikiştim. Soft arıyorsan yanlış yerdesin. Benim hikâyem: kilit, ıslak am, sert sik, net cümleler.