18+ Bu sayfa yalnızca 18 yaş ve üzeri yetişkinlere yönelik rızaya dayalı erotik kurgu içerir. Gerçek kişiler veya yasa dışı temalar yoktur.

Toplantı Odasında Gece Mesaisi: Patronumla Rızayla Sikiştik

Ofis
Ofis toplantı odası yetişkin çift — Liberal24

Ben Zeynep, 29 yaşındayım. Kerem 38. Aynı şirketteyiz; o ekip liderim, ben kıdemli analistim. Bu yazıyı “patron baskısı” masalı diye okuma. İkimiz de 21’in çok üstündeyiz. Kapıyı ben kilitledim. “Dur” deyince durduk.

Saat on biri geçmişti. Kat bomboş. Klima uğulduyor. Q3 slaytları bitmişti ama ikimiz kalkmıyorduk. Toplantı odasının perdesini indirdim; camdan siluet sızmasın diye.

Kerem bana döndü. Sesı netti, yargı yoktu.

“Zeynep… gitmek istiyorsan git. Kalırsan net olayım: seni istiyorum. Yarın yine aynı ekibiz. Flört mail’i yok. İstemezsen unut. Baskı yok.”

İç sesim: Üç aydır bacağını sürtüp özür dileyen adam. Özür değilmiş.

“İstiyorum,” dedim. “Ama kurallar net: dur dersem dur. Kondom şart. Yarın mail’de flört yok. Baskı yok.”

“Anlaştık,” dedi Kerem.

Kapı tıklandı. O ses hâlâ tüylerimi diken diken ediyor.

Öptük — temkinli değil, aç. Dil dil. Ellerim teninde, onun elleri belimde. Yakasını sıktım; pantolonunun üzerinden sikinin sertliğini hissettim.

“Siktiğimin toplantı odasında…” diye mırıldandım.

“Susma. Duyayım.”

Elini eteğimin altına soktu, külotumu kenara çekti. Zaten ıslaktım.

“Islakmışsın.”

“Senin yüzünden. Üç aydır.”

Parmakları amıma girdi, klitorisime değdi. Belim kıvrıldı.

“Parmağını böyle tut… siktir. Daha derin.”

Ter kokusu, ten kokusu, hafif parfüm. Odadaki her ses büyüdü: nefes, cilt sürtünmesi, ıslak şapırtı. Gözlerimi açıp kapadım; her açışta aynı yüz, aynı rıza.

“Böyle iyi mi?” diye sordu.

“İyi. Daha sert olabilir. Ama çekil dersem çekil.”

“Tamam.”

Parmak tempo tuttu. Klitorisim şişmişti; her dokunuşta bacağım seğirdi. Boşalmaya yaklaşınca kalçamı ileri sürdüm, sonra geri aldım — kontrol bende kalsın istedim. O da anladı; yavaşladı, bekledi, yine hızlandı.

Ofiste yetişkin çift yakınlaşma — Liberal24

Perde kapalı, masa açık

Bluzumu açtım, sütyenimi indirdim. Kerem memelerimi avuçladı.

“Meme uçlarını emebilir miyim?”

“Em. Sert em. Nazik edebiyat istemiyorum.”

Ağzı mememe yapıştı, ısırdı, diğerine geçti. Ben pantolonunu açtım; siki fırladı — kalın, damarlı, ucu kaygan. Avucuma aldım, sıvazladım. Sonra diz çöküp ağzıma aldım.

Tadı tuzlu-sıcak. Dilimi damarına gezdirdim, başını emdim, boğazım daralınca geri çekildim, salya ip gibi. Taşaklarını yokladım.

“Amına koyayım ne güzel yalıyorsun,” dedi.

Bir elimi kendi klitorisime götürdüm. Ofiste bu ses… daha da azdırıyordu.

“Şimdi sen,” dedim. “Amımı ye.”

Masaya oturdum, bacaklarımı açtım. Külotumu sıyırdı, dilini yarığıma gezdirdi, klitorisimi emdi. İki parmak soktu, kıvırdı.

“Daire… evet… amımı ye Kerem.”

Ellerim saçında, onun dili altımda. Zaman duygum bozuldu; bir dakika mı geçti, on mu, bilmiyorum. Sadece ıslaklık, ısı, ve “dur” deme özgürlüğüm vardı — demedim, çünkü istiyordum.

“Biraz daha yukarı… evet… orası.”

“Böyle mi?”

“Böyle. Siktir, böyle.”

İkinci parmak girince inledim. Üçüncü için başımı salladım; girdi, doldurdu. Dil klitoriste kalınca bacaklarım omuzlarında titredi.

Neredeyse boşalıyordum.

“Dur.”

Durdu.

“Kondom?”

“Cebimde, dedi. Yırttı, taktı.”

Taktı.

“Hazır mısın?”

“Hazırım. Yavaş gir. Sonra sik.”

Girdi. Dolu. Nefesimi buldum, kalçamı ilerlettim.

“Bekle… tamam… sik. Daha sert.”

Masa gıcırdadı. Bir bacağımı omzuna aldı.

“Amımı sik. Patron gibi değil, isteyen adam gibi.”

“İkimiz de yetişkiniz.”

Kondomun sesi — paket yırtılması — ikimizi de gülümsetti. Gerçeklik kontrolü gibiydi: bu bir fantezi filmi değil, iki yetişkinin seçimi.

“Bol kaygan,” dedim.

“Sürdüm. Söyle, yavaş mı?”

“İlk santim yavaş. Sonra bırak.”

Girdiğinde nefesim kesildi, sonra buldum. Kalçalarımla karşılık verdim. Her vuruşta meme uçlarım sürttü; o birini ağzına aldı, emerken sikmeye devam etti.

“Boşalacağım.”

“Gel. Ben de… Zeynep…”

Geldik. Amımı kasarak sıktım; Kerem inledi. Ter, nefes, klima uğultusu.

İç sesim: Yarın burada bütçe konuşacağız. Şimdi sikişiyoruz.

İkinci tur — koltukta

“Bir tur daha ister misin? İstemezsen giyiniriz.”

“İsterim. Sen nasıl istersen.”

“Koltukta ben eğileyim, sen arkadan. Yeni kondom. Bol kaygan.”

Kaygan, kondom. Eğildim. Kerem yavaş girdi, bekledi.

“Tamam mı?”

“Tamam. Sik. Sert.”

Sikti. Eli önden klitorisimdeydi.

“Daha hızlı… amımı sik Kerem… ofiste sik beni”

“Sikiyorum. Rızanla.”

İkinci orgazm daha sert geldi. Dizlerim titredi; Kerem belimi tuttu, o da boşaldı.

Pozisyon değiştirdik. Bu sefer yan yattık; bacağımı kaldırdı, arkadan girdi, eli önden klitorisimde. Daha derin, daha kontrolü bende. Tempo ortaklaştı — ne o tek taraflı hızlı gitti, ne ben sadece aldım.

“Söyle,” dedi. “Nasıl?”

“Böyle. Biraz daha… evet. Amımı doldur. Sik.”

“Sikiyorum.”

Öpüştük. İnlemekten dilimiz birbirine çarptı. Orgazm yaklaşınca göz göze kaldık; kaçmadık.

Sonra

Su içtik. Konuştuk.

“Yarın bu masada bütçe var” dedim.

“Konuşuruz. Bu geceyi koymayız.”

Eller yine birbirindeydi. Bu sefer yavaş: yüz yüze, küçük hareketler, ortak tempo. Klitorisimi birlikte okşadık. Orgazm dalga dalga geldi; Kerem peşimden geldi.

“Üçüncü tur iyiydi”

“Çünkü acele etmedik.”

Giyindik. Kerem kravatını taktı; gözleri hâlâ yumuşaktı.

“Mail’de flört yok” dedim.

“Yok. Başka gece mesaisi olursa yine kilitleyiz.”

Koridor boştu. Asansöre ayrı ayrı yürüdük.

İç sesim: Abartmadan yazdım. Rızaydı. Sikişmek iyiydi.

Gece yarısından sonra

Saat 00:40’ı gösteriyordu. Giyinmiştik ama kapıya yürüyemiyorduk. Kerem sandalyeye oturdu, beni çekti, kucağına aldı. Öpücük bu sefer yumuşaktı; sonra yine açıldı.

“Bir kez daha,” dedim. “Sonra gerçekten çıkacağız.”

“Son,” dedi. “Kondom.”

Taktı. Kucağında oturdum, yavaş indirdim. Bu pozisyonda yüz yüzeydik; her hareket göz göze. Klitorisimi kendi parmağımla ovuşturdum, o belimi kavradı.

“Böyle… evet… ofiste son kez.”

“Son kez bu gece,” diye düzeltti. “İstersen başka gece olur.”

Tempo yavaştan sertleşti. Sandalye ayakları kaymasın diye ayaklarımı yere basıp ritmi kontrol ettim. İçimde her şeyi hissediyordum: kalınlık, ısı, kondomun sürtünmesi, onun nefesinin boynumda.

“Boşalacağım Kerem.”

“Gel. Ben de.”

Geldik. Sessizce. Alnımız değdi. Bir dakika kıpırdamadan kaldık.

Sonra gerçekten giyindik. Toplantı odasını toparladık: sandalye, masa, çöp. Koridora çıkmadan önce Kerem’e baktım.

“İyi geceler… patron,” dedim, alayla.

“İyi geceler… Zeynep,” dedi. “Yarın bütçe var.”

“Bütçe var,” dedim. İçimde başka bir şey de vardı: tok, sakin, seçilmiş bir gece.