18+ Bu sayfa yalnızca 18 yaş ve üzeri yetişkinlere yönelik rızaya dayalı erotik kurgu içerir. Gerçek kişiler veya yasa dışı temalar yoktur.

Üç Yıldır Dulüm Eşimin Arkadaşıyla O Gece Oldu

Dul
Dul evinde loş yatak odası — Liberal24

Adım Sevgi, 37. Kadıköy’de küçük bir dairede oturuyorum. Cemal üç yıldır yok — trafik, gece, yağmur, o klasik cümleleri kurmayacağım. Buraya yazıyorum çünkü söyleyecek kimse yok. Sonra silerim belki.

O gece bir şey planlamamıştım. Kerem aradı. Cemal’in eski iş arkadaşı, 41, sakalı kırlaşıyor, sesi telefonda hep biraz özür diler gibi. “Seni arayıp sormayalı oldu, çay içsek” dedi. “Gel” dedim. Sonra pişman oldum. Kapıyı açana kadar mutfakta iki kupa yıkadım elde; makine doluydu, elim öyle gitti.

Çiçek getirmedi. Poşette baklavacıdan dilim, üstü ezilmiş. “Yolda ezildi” dedi. Güldüm. “Gir.” Ayakkabılarını çıkardı; çorapları uyumsuzdu, biri lacivert biri siyah. Salon zaten dağınıktı — koltukta katlanmış hırka, masada okunmamış fatura, televizyonda bir şey açık unutulmuş.

Çay koydum. Konuştuk. Başta Cemal’den kaçındık, sonra kaçınamadık. Kerem “o son projede çok sinirlenmişti” dedi; ben mutfağa yürüdüm çünkü gözüm dolmuştu ve yanında istemedim. Döndüğümde pencereden bakıyordu. “Yalnızlık kötüymüş” dedim. Cümle hazırlıksız çıktı, kulağa yanlış geldi. Kerem “ben de bazen” diye başladı, sonra kesildi. Sustuk.

Bir ara çaydanlığa uzandık aynı anda, parmaklarımız değdi, ikimiz de çektik. Kısa güldük. O “özür” dedi. Ben “yok.” Televizyondaki kanal reklam basıyordu, sesini kıstım. Kerem “geç olduysa gideyim” dedi. Ben “kal” dedim, sonra “çay için kal” diye ekledim. Eklemek daha garip oldu.

Yan yana oturduk. Dizimiz değmedi önce. Ben işten, komşunun kedisinden, annemin sürekli “yeniden evlen” demesinden konuştum. Kerem dinledi, arada “hmm” dedi. Bir noktada “Cemal olsa kızardı mı şimdi” diye sordum. Neden sorduğumu bilmiyorum. Kerem “bilmiyorum” dedi. Doğru cevap buydu herhalde — ya da tek bildiği buydu.

Sonra omzuma yaslandı, ya da ben yasladım, karıştı. Saçımda nefesi. Geri çekildim. “Olmaz” dedim. Başını salladı, “tamam,” ayağa kalktı, ayakkabılarına yürüdü. Ben de kalktım. Kapıda “Kerem” dedim. Döndü. Bir şey söylemedim. O da söylemedi. Sessizlik uzadı. Ellerimi yakasına koydum — ceketini çıkarmamıştı salonda — ve öptüm. Çay tatlisi, ezilmiş baklava. Üç yıllık bir boşluk da vardı belki; ölçmedim.

Yatak odasına geçtik. Işığı tam açmadım. Komodinin üstünde Cemal’in okuma gözlüğü duruyor hâlâ — siyah çerçeve, bir kolu hafif gevşek. Kerem onu gördü. Baktı. Bir şey demedi. Ben de demedim. Çevirmedim, saklamadım. Oradaydı.

Soyunduk beceriksiz. Fermuarım takıldı, o yardım etti, bu sefer gülmedik. Kerem’in göğsü kıllı, karnı yumuşak. Sütyenimi yanlış taraftan çözdüm, kendi kendime sinirlendim. “Yavaş” dedim. Yavaşladı. Elleri belimde, boynumu öptü. Pantolonunu indirdim; yarrağı avucumda sertleşiyordu. Bir an durdum. Aklıma bir şey geldi, geçti. Kerem “ne” dedi. “Hiç.”

Yatağa yattık. Parmaklarını amıma sürdü, ıslaktım — utanır gibi oldum, sonra utanmadım. İki parmak, kıvırdı; omzunu ısırdım. “Ağzınla.” Eğildi, yaladı. Ritmi tutturamadı önce; belimi kaldırınca anladı. Klitorise gelince sesim kaçtı, yastığa gömdüm yüzümü.

“Gel üstüme.” Cebinden kondom çıkardı, açtı, taktı. Folyo sesi çıktı; anlam yüklemedim. Üstüme geldi, yarrağının başını sürttü, girdi. Yavaş. Doluluk.

Dul evinde gece — Liberal24

Gözleri kapalıydı. Ben tavana baktım, sonra omzuna. “Hareket et.” Tempo tutarsızdı — bazen derin, bazen kaçırıyordu. Bacaklarımı beline doladım. “Şöyle,” kalçasını indirdim. Öğrendi. Terimiz yapıştı.

Bir ara durdu. “İyi misin?” “İyiyim.” Yalan değil, tam da değil. Ağlamak istemiyordum, ağlamadım; boğazım düğümlüydü. Devam ettik. Tempoyu ben bozdum, üstüne çıktım, yarrağını amıma indirdim, oturdum. Ellerim göğsünde. Gözlüğü kenarda fark ettim bir milim — kapattım gözlerimi. Sürttüm. Kerem “Sevgi” dedi. Adım bir saniye yabancı geldi.

Orgazm temiz gelmedi. Dağınık, neredeyse vazgeçiyorken geldi; amım kasıldı, sesim kırık çıktı. Kerem altımda dayandı, birkaç kez daha sert — kısa — boşaldı. Kondom. Çıktı. Yanıma uzandı. Nefes. Tavan.

Konuşmadık bir süre. Sonra “geç oldu” dedi. “Hmm.” Boxer’ını ters giydi, düzeltti. Ben çarşafı çektim göğsüme. Pantolonunu çekti, salona gitti, ceketini aldı. Kapıda “ararım.” “Tamam.” Öpüşmedik tekrar. Kapı kapandı.

İki kupayı lavaboya koydum. Baklava dilimi yarım kalmıştı; poşete geri, çöpe. Yatak odasına döndüm. Gözlüğü düzeltmedim. Yatağın kenarına oturdum. Telefonda Kerem’in adı son arayanlarda duruyordu. Silmedim. Aramadım. Sabah işe gittim, öğlen yemekhanede bir şey yemedim, akşam eve geldim. O hafta bir daha gelmedi. Ben de yazmadım. Bu kadar.