Ben Nilüfer, 48. Emir 28. Sevgiliyiz. Hafta sonu benim evimde. Aile rolü yok. İki yetişkin, 21+.
Cumartesi akşamı. Yemek bitti. Bulaşık makinesi çalışıyor. Emir kanepede; ben şarabımı bıraktım.
Emir bana döndü. Sesı netti, yargı yoktu.
“Nilüfer… seni istiyorum. Bugün yavaş. Dur dersen dururum.”
İç sesim: Genç sevgili ‘öğretmen’ değil. Sevgili.
“İstiyorum,” dedim. “Ama kurallar net: dur dersem dur. Kondom şart. Yarın pazar kahvaltısı yaparız. Baskı yok.”
“Anlaştık,” dedi Emir.
Yatak odasının kapısını kapattım.
Öptük — temkinli değil, aç. Dil dil. Ellerim teninde, onun elleri belimde. Bluzumu çıkardım; Emir diz çöküp karnımı öptü.
“Siktiğimin hafta sonunda…” diye mırıldandım.
“Susma. Duyayım.”
Elini etek altımdan amıma uzandı. Zaten ıslaktım.
“Islakmışsın.”
“Senin için. Her hafta sonu.”
Parmakları amıma girdi, klitorisime değdi. Belim kıvrıldı.
“Parmağını böyle tut… siktir. Daha derin.”
Kondomun sesi — paket yırtılması — ikimizi de gülümsetti. Gerçeklik kontrolü gibiydi: bu bir fantezi filmi değil, iki yetişkinin seçimi.
“Bol kaygan,” dedim.
“Sürdüm. Söyle, yavaş mı?”
“İlk santim yavaş. Sonra bırak.”
Girdiğinde nefesim kesildi, sonra buldum. Kalçalarımla karşılık verdim. Her vuruşta meme uçlarım sürttü; o birini ağzına aldı, emerken sikmeye devam etti.

Bizim yatak
Sütyenimi Emir indirdi. Memelerimi emdi, ısırdı.
“Meme uçlarını emebilir miyim?”
“Em. Sert em. Nazik edebiyat istemiyorum.”
Ağzı mememe yapıştı, ısırdı, diğerine geçti. Ben pantolonunu açtım; siki fırladı — kalın, damarlı, ucu kaygan. Avucuma aldım, sıvazladım. Sonra diz çöküp ağzıma aldım.
Tadı tuzlu-sıcak. Dilimi damarına gezdirdim, başını emdim, boğazım daralınca geri çekildim, salya ip gibi. Taşaklarını yokladım.
“Amına koyayım ne güzel yalıyorsun,” dedi.
Bir elimi kendi klitorisime götürdüm. Deneyim acele ettirmez; uzatır.
“Şimdi sen,” dedim. “Amımı ye.”
Yatağa oturdum, onu çektim. Külotumu sıyırdı, dilini yarığıma gezdirdi, klitorisimi emdi. İki parmak soktu, kıvırdı.
“Daire… evet… amımı ye Emir.”
Pozisyon değiştirdik. Bu sefer yan yattık; bacağımı kaldırdı, arkadan girdi, eli önden klitorisimde. Daha derin, daha kontrolü bende. Tempo ortaklaştı — ne o tek taraflı hızlı gitti, ne ben sadece aldım.
“Söyle,” dedi. “Nasıl?”
“Böyle. Biraz daha… evet. Amımı doldur. Sik.”
“Sikiyorum.”
Öpüştük. İnlemekten dilimiz birbirine çarptı. Orgazm yaklaşınca göz göze kaldık; kaçmadık.
Neredeyse boşalıyordum.
“Dur.”
Durdu.
“Kondom?”
“Çekmeceden ikimiz seçtik.”
Taktı.
“Hazır mısın?”
“Hazırım. Yavaş gir. Sonra sik.”
Girdi. Dolu. Nefesimi buldum, kalçamı ilerlettim.
“Bekle… tamam… sik. Daha sert.”
Onu altına aldım. Yavaş.
“Sevgilini sik Emir. Benim yaşımla değil, benim isteğimle.”
“İsteğinle.”
Sonra durduk. Su içtik. Ellerimiz hâlâ birbirindeydi ama acele yoktu. Konuşmak da azdırıcıydı — çünkü utanmadan konuşuyorduk.
“En çok neyi sevdin?” diye sordum.
“Senin ‘dur’ demeye cesaretin ve dememen,” dedi. “Ve amını yemek.”
Güldüm.
“Ben de senin sikini yalamayı. Ve içeri girerken sormanı.”
Yeniden öpüştük. Bu sefer yumuşak. Sonra yine sertleşti — çünkü bedenlerimiz bitmemişti.
“Boşalacağım.”
“Gel. Ben de… Nilüfer…”
Geldik. Amımı kasarak sıktım; Emir inledi. Ter, nefes, makine uğultusu.
İç sesim: Sabah mahalle sakin; gece biz değiliz.
Kanepeye dönüş
“Bir tur daha ister misin? İstemezsen giyiniriz.”
“İsterim. Sen nasıl istersen.”
“Kanepede sen otur, ben üstte. Yeni kondom. Bol kaygan.”
Kaygan, kondom. Emir oturdu. Üstüne indim.
“Tamam mı?”
“Tamam. Sik. Sert.”
Sikti. Ellerim omzunda.
“Daha hızlı… amımı sik Emir… daha yavaş — hissedeyim”
“Yavaş.”
İkinci orgazm daha sert geldi. Dizlerim titredi; Emir belimi tuttu, o da boşaldı.
Üçüncü turda üstteydim. Dizlerimin üzerinde, yavaş indirdim, köküne kadar oturdum, bekledim. İçimde nabız gibi atıyordu. Ellerim göğsünde, onun elleri kalçamda.
“Hareket sende,” dedi.
Salladım. Önce küçük, sonra geniş. Klitorisimi kendi parmağımla ovuşturdum; o meme uçlarımı sıkıp bıraktı. Tempo yükseldikçe inlemem uzadı.
“Boşal üstümde,” dedim.
“Sen önce.”
“Birlikte.”
Birlikte geldik. Titreyerek. Bir süre kıpırdamadan kaldık; sadece nefes.
Sonra
Su içtik. Konuştuk.
“Pazar da kal” dedim.
“Kalırım.”
Eller yine birbirindeydi. Bu sefer yavaş: yüz yüze, küçük hareketler, ortak tempo. Klitorisimi birlikte okşadık. Orgazm dalga dalga geldi; Emir peşimden geldi.
“Orgazmlar peş peşe geldi; ara verdik, güldük”
“Gülmek de sevişme.”
Çıplak ayakla mutfağa gittik. Su.
“Bu evde kurallar net” dedim.
“Net. Rıza. Kondom. Dur.”
Pencereden mahalle ışığı.
İç sesim: Olgun kadın, genç sevgili. Hafta sonu. Rıza.
Biraz daha, çünkü bitmemiştik
Su içtik. Konuştuk. Ellerimiz yine birbirindeydi — acele yok, kaçış yok. Öpücük yumuşak başladı, dil dil oldu. Ten teni buldu.
“Bir tur daha ister misin? İstemezsen gerçekten giyiniriz. Baskı yok.”
“İsterim. Yavaş. Hissetmek istiyorum.”
“Yavaş.”
Yeni kondom. Bol kaygan. Yüz yüze uzandık. Girdi, bekledi, küçük hareketlerle ilerledi. Klitorisimi birlikte okşadık; tempo ortaklaştı. Her nefeste “iyi misin?” — “iyiyim” — “devam” döngüsü vardı. Bu döngü azdırıcıydı, çünkü güvende hissettiriyordu.
“Böyle… evet… biraz daha derin… tamam.”
“Söyle yeterse.”
“Yeter değil. Devam. Sik.”
Sürtünme, ısı, ıslak ses. Orgazm bu sefer dalga dalga geldi; peşinden onun iniltisi. Bir süre kıpırdamadan kaldık. Terimiz soğudu. Gülümsedik.
Sonra gerçekten toparlandık. Çarşaf, yerdeki kumaşlar, açık su şişesi. Kapıya doğru yürürken bir kez daha öpüştük — kısa, net, teşekkür gibi.
“Bu geceyi abartmadan anlatırım,” dedim kendi kendime. “Çünkü zaten yeterince iyiydi.”
Dışarıda hava vardı: gece, sabah, yağmur, rüzgâr — fark etmez. İçeride kalan şey rızaydı. Ve tok bir beden.