18+ Bu sayfa yalnızca 18 yaş ve üzeri yetişkinlere yönelik rızaya dayalı erotik kurgu içerir. Gerçek kişiler veya yasa dışı temalar yoktur.

Seramik Atölyesinde Kil Daha Kurumadan Birbirimizi Yedik

Lezbiyen
Seramik atölyesinde iki kadın - Liberal24

Ben Elif. 28. Beşiktaş'ta ev paylaşıyorum, işim grafik. Akşamları Kadıköy'de bir seramik atölyesine gidiyorum. Üç aydır. Hâlâ çirkin kupa çıkarıyorum. Hocaya "form önemli değil, doku" diyorum; o da gülüyor, inanmıyor.

O gece kurs bitmişti. Sonraları genelde çay içip dağılırız. Bu sefer hoca erken çıktı. "Fırını ben sabah bakarım, siz tezgâhı silin" dedi. Kapı kapandı. Kaldık iki kişi. Ben ve Nehir. 33. Nehir bankacı, elleri hep temiz iş çıkarıyor. Benimkiler çamur. Önlüğümün bağı çözülmüştü, fark etmemiştim. Bir saattir çözük gezmişim.

Tezgâhı silerken konuştuk. İş. Kira. Beşiktaş'taki ev arkadaşımın bulaşık bırakması. Nehir "ben yalnız oturuyorum, bulaşık yine duruyor" dedi. Güldük. Bir ara "senin o son kâse çarpıktı ama güzel çarpıktı" dedi. "Senin her şey düzgün," dedim. Cümle yanlış çıktı, övme gibi değil, sitem gibi. O "değil" dedi. Omuz silkti. Sustuk. Bez gıcırdadı.

Kili kovaya sıyırırken parmaklarımız aynı bezde buluştu. Çektik. Sonra yine bez. Bu sefer çekmedik. Nehir'in tırnağının altında gri tortu vardı, benimkinde de. Baktık. Aptalca geldi. Öptüm. Ya da o öptü, karıştı. Kil tadı geldi dilime. Metalik. Tuhaf. Burnumuz birbirine değdi, güldük, yine öptük.

Önlüğümü çıkarmama yardım etti. Bağı düğüm olmuştu, çözdü. Tişörtümün altı. Sütyen yoktu; atölyeye bazen öyle geliyorum, kimse bakmıyor sandığım için. Eli göğsüme gitti. Çamurlu. Uç sertleşti parmaklarında. "Burada mı" diye sordum. Sesim düşük. "Fırın odası," dedi. Kapıyı örttük. Kilit yoktu. Anahtar aramadık. Aramak istemedik.

Fırın düşük ısımda homurdanıyordu. Sıcak değildi ama sesi vardı, buzdolabı gibi. Nehir beni tezgâh kenarına oturttu. Pantolonumu indirdi. Ben de onun önlüğünü çektim. Altında eşofman. Eşofmanı da. Külot pamuklu, ıslak belli. Ağzımı amına götürdüm. Kil kokusu hâlâ burumdaydı, altına karıştı. Yaladım. Nehir "yavaş" dedi, sonra "öyle." Klitorisi dilimin ucunda. Bacakları titredi, topukları tezgâh demirine vurdu. Bir elimle kendi amımı yokladım. Islaktım. O "gel" dedi. Yer değiştirdik.

Nehir diz çökmedi. Beni duvara yasladı, parmaklarını soktu. İki. Kıvırdı. "Sert," dedim. Sertleştirdi. Öptük. Dişimiz çarpıştı bir an. Güldük. Devam. Üçüncü parmak olunca sesim kaçtı. "Durma." Durmadı. Diğer eliyle göğsümü sıktı, çamur izi kaldı tenimde.

Seramik atölyesinde kil ve gece - Liberal24

Ben onu yine tezgâha oturttum. Bacaklarını açtı. Bu sefer daha düzenli yaladım. Parmağım içeride, dilim dışarıda. Nehir'in eli saçımdaydı; bastırmıyordu, tutuyordu. Boşaldı sessiz. Sadece nefesi. Alnımı baldırına koydum. Kil kurumuştu tırnaklarımda, kaşıyınca dökülmedi.

Sonra o bana döndü. Parmak ve ağız. Tempo tutturduk. Ben daha gürültülüydüm; bir saniye utandım, geçti. Orgazm düzgün gelmedi. Dalga dalga, yarım. Yeterliydi. Nehir yüzünü pantolonumun paçasına silip "tamam" dedi. Başka cümle kurmadı.

Giyindik. Tezgâhı baştan sildik, iz kalmıştı. Önlüğümü bağlarken Nehir "haftaya" dedi. "Kurs var," dedim. "Kurs," diye tekrarladı. Ekstra bir plan çıkmadı. Işıkları kapattık. Sokakta ayrıldık; o vapura, ben metroya.

Metroda tırnaklarımın altına baktım. Gri. Kazıdım. Hepsi çıkmadı. Telefonda ayrı sohbetimiz yoktu; kurs WhatsApp'ındayız. Yazmadım. O da yazmadı.

Ertesi hafta hocanın önünde yine çirkin kupa çevirdim. Nehir karşı masada düzgün bir kâse çıkardı. Bakıştık bir kez. Gülümsemeden. Sonra kilin içine gömdüm ellerimi.