Ben Buse, 29. Ece 30. Yoga sonrası eve geldik. Ter, duş, sonra yatak. Lezbiyen, rızalı, 21+.
Matlar köşede. Saçlarımız ıslak. Ece ‘duş birlikte mi?’ dedi — şaka değil, soru.
Ece bana baktı.
“Buse… duşta sadece yıkanabiliriz. İstersen daha fazlası. İstemezsen ayrı duş.”
İç sesim: Pozisyonlarda el ele tutuşmamız tesadüf değildi.
“İstiyorum,” dedim. “Dur dersem dur. Her adımda sor. Ben de söyleyeceğim.”
“Anlaştık.”
Banyoya girdik. Kapı sürgüldü.
Öptük — uzun, dil dil. Ellerim Ece’nin tişörtünün altında, memelerini avuçladım, uçlarını sıktım.
“Em,” dedi.
Emdim. Onun eli eşofmanımın içinde, külotumun üstünden amımı yokladı.
“Islakmışsın.”
“Senin yüzünden.”
Pozisyon değiştirdik. Bu sefer yan yattık; bacağımı kaldırdı, arkadan girdi, eli önden klitorisimde. Daha derin, daha kontrolü bende. Tempo ortaklaştı — ne o tek taraflı hızlı gitti, ne ben sadece aldım.
“Söyle,” dedi. “Nasıl?”
“Böyle. Biraz daha… evet. Amımı doldur. Sik.”
“Sikiyorum.”
Öpüştük. İnlemekten dilimiz birbirine çarptı. Orgazm yaklaşınca göz göze kaldık; kaçmadık.

Duştan yatağa
Yatağa geçtik. Ece’yi sırtüstü yatırdım, külotunu sıyırdım, amına baktım.
“Güzel,” dedim.
“Yala o zaman.”
Dilimi yarığına yapıştırdım, klitorisini emdim, iki parmak sokup kıvırdım.
“Daha sert yala… evet Buse… amımı ye.”
Sonra durduk. Su içtik. Ellerimiz hâlâ birbirindeydi ama acele yoktu. Konuşmak da azdırıcıydı — çünkü utanmadan konuşuyorduk.
“En çok neyi sevdin?” diye sordum.
“Senin ‘dur’ demeye cesaretin ve dememen,” dedi. “Ve amını yemek.”
Güldüm.
“Ben de senin sikini yalamayı. Ve içeri girerken sormanı.”
Yeniden öpüştük. Bu sefer yumuşak. Sonra yine sertleşti — çünkü bedenlerimiz bitmemişti.
İlk orgazmı dilimde geldi; kalçalarını yüzüme sürttü.
“Durma.”
Durmadım. Sonra o bana döndü. Bacaklarımı omuzlarına aldı, amımı uzun uzun yaladı.
“Parmak da… üç… yavaş.”
Üç parmak, dil klitoriste. Boşalırken yastığa gömdüm sesimi.
“Siktiğimin dili…” diye güldüm.
“Senin amın… çok tatlı,” dedi, ağzı parlak.
Yatakta karşılıklı
“Strapon dener miyiz?” diye sordum. “İstemezsen sadece parmak. Baskı yok.”
“İstersen ben takarım. İstemezsen dil ve parmak yeter.”
Kayganı sürdük. Belt’i ben taktım; Ece sırtüstü yattı, ‘yavaş’ dedi.
“Hazır mısın?”
“Hazırım. Sok. Yavaş.”
Girdi. Dolu.
“Bekle… tamam… sik.”
Tempo arttı. Bir elimi kendi klitorisime götürdüm.
Üçüncü turda üstteydim. Dizlerimin üzerinde, yavaş indirdim, köküne kadar oturdum, bekledim. İçimde nabız gibi atıyordu. Ellerim göğsünde, onun elleri kalçamda.
“Hareket sende,” dedi.
Salladım. Önce küçük, sonra geniş. Klitorisimi kendi parmağımla ovuşturdum; o meme uçlarımı sıkıp bıraktı. Tempo yükseldikçe inlemem uzadı.
“Boşal üstümde,” dedim.
“Sen önce.”
“Birlikte.”
Birlikte geldik. Titreyerek. Bir süre kıpırdamadan kaldık; sadece nefes.
“Birlikte… gel.”
Geldik. Titreyerek. Sonra yer değiştirdik; ben taktım, o aldı. Aynı sorular, aynı rıza, aynı ıslak sesler.
Ter kokusu, ten kokusu, hafif parfüm. Odadaki her ses büyüdü: nefes, cilt sürtünmesi, ıslak şapırtı. Gözlerimi açıp kapadım; her açışta aynı yüz, aynı rıza.
“Böyle iyi mi?” diye sordu.
“İyi. Daha sert olabilir. Ama çekil dersem çekil.”
“Tamam.”
Parmak tempo tuttu. Klitorisim şişmişti; her dokunuşta bacağım seğirdi. Boşalmaya yaklaşınca kalçamı ileri sürdüm, sonra geri aldım — kontrol bende kalsın istedim. O da anladı; yavaşladı, bekledi, yine hızlandı.
Sabaha karşı
“Yoga’dan iyiydi” dedim.
“Yoga bedeni açtı. Biz kapattık — birbirimize.”
Yeniden parmaklaştık — yavaş, uykulu, hala isteyerek. İkimiz de boşaldık. Sonra çarşafa sarılıp kaldık.
Sabah matları rulo yaptık. Gülümsedik.
İç sesim: Duş. Yatak. İki kadın. Rıza.
Matların yanında
Duştan sonra matlara oturduk — hâlâ nemli ten. Ece beni sırtüstü yatırdı, bacaklarımı açtı, amımı yaladı; ben tavanı izledim, sonra gözlerimi kapadım.
“Buse… strapon’u ister misin yoksa dil yeter mi?”
“İkisi de. Önce dil. Sonra strapon.”
Önce dil — uzun. Sonra belt. Girdiğinde yoga’daki nefesimi hatırladım; nefes verdim, aldım, “tamam” dedim. Tempo arttı. Kendi klitorisimi ovuşturdum. Orgazm matın üstünde geldi; sonra yer değiştirdik.
Ece’yi siktiğimde göz göze kaldık. “Daha sert” dedi; sertleştirdim. “Dur” dedi; durdum. “Devam” dedi; devam ettim. Bu üç kelime gecenin omurgasıydı.
Sabah smoothie yaptık. Matları rulo ettik. Birbirimizi öptük — kısa. Kapıdan çıkarken Ece:
“Perşembe yoga var,” dedi.
“Var,” dedim. “Sonrası da olabilir.”