Ben Pelin, 28. Gizem 27. İkimiz de açıkça kadınları seviyoruz. Stüdyo daire, bir yatak, rıza. 21+.
Yağmur camı dövüyordu. Şarap yok — çay var. Konuşma var. Sonra öpücük.
Gizem bana baktı.
“Pelin… bu gece ileri gidebiliriz. İstemezsen film izler uyuruz. Her adımda sor.”
İç sesim: Üç aydır flört. Bugün ten.
“İstiyorum,” dedim. “Dur dersem dur. Her adımda sor. Ben de söyleyeceğim.”
“Anlaştık.”
Kapı kilit. Perde kapalı. Telefon sessiz.
Öptük — uzun, dil dil. Ellerim Gizem’nin tişörtünün altında, memelerini avuçladım, uçlarını sıktım.
“Em,” dedi.
Emdim. Onun eli eşofmanımın içinde, külotumun üstünden amımı yokladı.
“Islakmışsın.”
“Senin yüzünden.”
Kondomun sesi — paket yırtılması — ikimizi de gülümsetti. Gerçeklik kontrolü gibiydi: bu bir fantezi filmi değil, iki yetişkinin seçimi.
“Bol kaygan,” dedim.
“Sürdüm. Söyle, yavaş mı?”
“İlk santim yavaş. Sonra bırak.”
Girdiğinde nefesim kesildi, sonra buldum. Kalçalarımla karşılık verdim. Her vuruşta meme uçlarım sürttü; o birini ağzına aldı, emerken sikmeye devam etti.

Yatak, dil, parmak
Yatağa geçtik. Gizem’yi sırtüstü yatırdım, külotunu sıyırdım, amına baktım.
“Güzel,” dedim.
“Yala o zaman.”
Dilimi yarığına yapıştırdım, klitorisini emdim, iki parmak sokup kıvırdım.
“Daha sert yala… evet Pelin… amımı ye.”
Pozisyon değiştirdik. Bu sefer yan yattık; bacağımı kaldırdı, arkadan girdi, eli önden klitorisimde. Daha derin, daha kontrolü bende. Tempo ortaklaştı — ne o tek taraflı hızlı gitti, ne ben sadece aldım.
“Söyle,” dedi. “Nasıl?”
“Böyle. Biraz daha… evet. Amımı doldur. Sik.”
“Sikiyorum.”
Öpüştük. İnlemekten dilimiz birbirine çarptı. Orgazm yaklaşınca göz göze kaldık; kaçmadık.
İlk orgazmı dilimde geldi; kalçalarını yüzüme sürttü.
“Durma.”
Durmadım. Sonra o bana döndü. Bacaklarımı omuzlarına aldı, amımı uzun uzun yaladı.
“Parmak da… üç… yavaş.”
Üç parmak, dil klitoriste. Boşalırken yastığa gömdüm sesimi.
“Siktiğimin dili…” diye güldüm.
“Senin amın… çok tatlı,” dedi, ağzı parlak.
Strapon ve yer değiştirme
“Strapon dener miyiz?” diye sordum. “İstemezsen sadece parmak. Baskı yok.”
“Tak. Ama yavaş. Kaygan bol. İstemezsem çıkarırız.”
Kayganı sürdük. Gizem belt’i taktı, üstüme eğildi.
“Hazır mısın?”
“Hazırım. Sok. Yavaş.”
Girdi. Dolu.
“Bekle… tamam… sik.”
Tempo arttı. Bir elimi kendi klitorisime götürdüm.
Sonra durduk. Su içtik. Ellerimiz hâlâ birbirindeydi ama acele yoktu. Konuşmak da azdırıcıydı — çünkü utanmadan konuşuyorduk.
“En çok neyi sevdin?” diye sordum.
“Senin ‘dur’ demeye cesaretin ve dememen,” dedi. “Ve amını yemek.”
Güldüm.
“Ben de senin sikini yalamayı. Ve içeri girerken sormanı.”
Yeniden öpüştük. Bu sefer yumuşak. Sonra yine sertleşti — çünkü bedenlerimiz bitmemişti.
“Birlikte… gel.”
Geldik. Titreyerek. Sonra yer değiştirdik; ben taktım, o aldı. Aynı sorular, aynı rıza, aynı ıslak sesler.
Üçüncü turda üstteydim. Dizlerimin üzerinde, yavaş indirdim, köküne kadar oturdum, bekledim. İçimde nabız gibi atıyordu. Ellerim göğsünde, onun elleri kalçamda.
“Hareket sende,” dedi.
Salladım. Önce küçük, sonra geniş. Klitorisimi kendi parmağımla ovuşturdum; o meme uçlarımı sıkıp bıraktı. Tempo yükseldikçe inlemem uzadı.
“Boşal üstümde,” dedim.
“Sen önce.”
“Birlikte.”
Birlikte geldik. Titreyerek. Bir süre kıpırdamadan kaldık; sadece nefes.
Sabaha karşı
“Sabah da kalabilirsin” dedim.
“Kalırım. Ama şimdi bir tur daha isterim.”
Yeniden parmaklaştık — yavaş, uykulu, hala isteyerek. İkimiz de boşaldık. Sonra çarşafa sarılıp kaldık.
Yağmur dinmişti. İçerisi sıcaktı.
İç sesim: İki kadın. Bir stüdyo. Rıza. Amımızı yedik, boşaldık, uyuduk.
Yağmur dinmeden önce
Gizem’in başı göğsümdeydi. Parmaklarım saçındaydı. Konuşmadan bir süre kaldık; sonra o kalçamı öptü, aşağı indi, amımı yeniden yaladı — yavaş, uykulu değil, bilerek.
“Bir orgazm daha,” dedi. “İstiyor musun?”
“İstiyorum. Parmak da.”
Üç parmak, dil. Bacaklarım titredi. Boşalırken onun saçını sıktım — sert değil, tutarak. Sonra ben ona döndüm; aynı ritmi verdim. Gizem yastığa bağırır gibi açtı ağzını, sonra fısıldadı:
“Pelin… amına koyayım… evet.”
Strapon’u ikinci kez taktık; bu sefer ben aldım, o sikti — yavaştan sertleşerek. Kaygan bitti sandık, yenisini açtık. Güldük. Devam ettik. Orgazm peş peşe gelince durduk, su içtik, yağmura baktık.
“Kal,” dedim.
“Kalıyorum,” dedi.
Sabah çay demledik. Çıplak ayak. Normal. Güzel.